Sevdiğimiz bir diziyi izlerken araya girip canımız sıkan reklamları iyi biliriz. Her ne kadar canımızı sıksalar da arkalarında büyülü bir dünyayı barındırırlar. Reklamların ekranda, dergide, radyoda veya diğer mecralarda bize yansıyan kısmını değerlendiririz. Karnımızı doyurmak için gittiğimiz restaurantta önümüze gelen yemeğin mutfaktaki hikayesiyle değil de bize nasıl göründüğüyle ilgileniyorsak reklam da bunun gibidir.

Bir ürüne karşı insanlarda fikir oluşturmak ve onları ikna ederek satın alma davranışı gerçekleştirmek şeklinde tanımlanan reklamın yaratım süreci pek kolay değildir. Çünkü en az sözcükle insanlara çok fazla şey anlatmanız gerekir.

Yazacağınız her şeye dünyaları sığdırırsınız ve işin can alıcı noktası da burasıdır. Ürün hakkında gerekli bilgiler ele alır, araştırmalar yaparsınız. Bu bilgiler ışığında ekiplerle neler yapabileceğinizi değerlendirmek için bir araya gelip, doğru kararlar almaya çalışırsınız. Daha sonra ise keyifliymiş gibi gözükse de sürecin en sancılı geçen basamağı yani yaratıcı stratejinin oluşturulması başlar. Ortaya çıkan işi televizyon ve diğer mecralarda gördükten sonra bütün zorlukları unutturacak “Vay be! İşte bu!” nidaları atar, bu sürecin mimarı olduğunuzdan dolayı tarifsiz mutluluk yaşarsınız.

Her şeyi bir yana koyalım ve reklam dünyasının en yaratıcı girişimcilerini ve sektöre yön veren en güçlü isimleri tanıyalım!

İşte; reklam dünyasının en yaratıcı 4 girişimcisi

Leo Burnett

leo-burnett-girisimci

Küçük bir kasabada doğup, büyüyen Burnett işe matbaacı çırağı olarak başlar. Yaşadığı kasabada neler olup bittiğini iyice gözlemler ve bir gazete için küçük hikayeler yazar. Matbaa işinde ustalaşan Burnett kendi matbaasını kurar. Michigan Üniversitesi’nde gazetecilik eğitimi alır. Dr. Fred Newton Scott adında profesörün Burnett üzerinde büyük etkisi olur. Hocasının tavsiyesiyle o dönemin en ünlü ve en kaliteli gazetesi olan New York World’e üye olur ve kısa öyküler yazıp satmaya başlar. Mezuniyetinden hemen sonra okulun gazetesi olan Michigan Wolverine’de editör olarak çalışır. Kampüste kendi halinde gezen Burnett, hayatının belki de dönüm noktası sayılabilecek bir olay yaşar. Detroit ve Chicago gazeteleri için spor muhabirliği yapan T. Hawley Tapping ile tanışır ve Chicago’dan elinde bir bavul ile Peoria’ya geçer. Peoria Journal’da işe başlar. Gazetede çalışırken reklamcı eski dostu Owen B. Winters ile bağlantılarını sürdürür. Bu bağlantıdan sonra yavaş yavaş reklam dünyasına ilk adımlarını atar. Tüm zamanların en iyi reklamcısı T. F. MacManus ile bir süre zaman geçirir. Cadillac reklamlarını yazar. Daha bir çok reklam yazan Burnett, İndianapolis’e gider ve orada ajans dünyasının en iyileri arasında yer alan ve başı olan  Homer McKee’de yaratıcı bölümün başında olan McKee ile çalışır. Mükemmel deneyimlerinin ardından Leo Burnett ajansını kurarak en yaratıcı ve başarılı reklamcılar arasında yer almayı başarır.

David Ogilvy

david-ogilvy-girisimci

Benim de kendimi en yakın gördüğüm ve beni en çok etkileyen reklamcıdır Ogilvy. Yukarıda yemeklerin önümüze gelene kadar ki olan hikayesiyle değil de önümüzde duruşuyla ilgilendiğimizi söylemiştim. Ogilvy’nin de böyle ilginç bir hikayesi var. Aklı derslere değil de başka işlere çalıştığı için Oxford’dan atılır. Hayatının dönüm noktası da burada başlar. Arkadaşları doktor, avukat, devlet memuru olan Ogilvy dünyayı dolaşmaya karar verir. Paris’te aşçılık, kapıdan kapıya satıcılık yapar. Edinburgh’un yoksul mahkemelerinde sosyal hizmet görevlisi olarak çalışır. Sinema sektörüne ilişkin Pazar araştırması yapar, İngiliz Güvenliği Eşgüdümü’nde yardımcılık ve Pennsylvania’da tasarımcılık yapar. Çocukluğunun kahramanının Lloyd George olduğunu söyler Ogilvy. Büyüdüğünde başbakan olmayı umuyor olsa da onun yerine Madison Avenue’de reklamcı olur.  Bu uzun ve macera dolu yolculukların ardından reklam dünyası ile tanışır ve 1948 yılında kendi ajansını kurar. “Oxford öğrencilerine okumak için para verilseydi, ilim mucizileri yaratıp Modern Tarih Regius Profesörü olabilirdim. Ciddi olarak çalışmaya başlamam, Madison Avenue’de paranın tadını almamla olmuştur.” Diyerek hayatında karşısına çıkan virajlara başarıyla noktayı koyarak yoluna yükselerek devam eder.

William Bernbach

bill-bernbach-girisim

Belediye başkanları, valiler gibi birçok önemli kişinin konuşma metnini yazan Bernbach, sanata da oldukça ilgiliydi. Reklamcılığa girmesi de sanata olan ilgisiyle başlar. New York Dünya Fuarı’nda çalışır. 1939 yılında da Edebiyat bölümünün başında yer alır. Encylopedia Brittianica için fuarların tarihi hakkında bir yazı hazırlar. Çeşitli yayınlar için de yazı hazırlayan Bernbach fuarın sanat bölümünde çalışır. C. William H. Weintraub’la tanışarak reklamcılık mutfağına girip birçok kişiyle işi kapmak için yarışmak zorunda kalır. Mr. Weintraub’un isteği üzerine yazdığı yazıyla işi alır ve metin yazarlığı yapmaya başlar. Bu deneyimlerinin ardından adını reklam dünyasına altın harflerle kazır. Times dergisindeki söyleşilerde romancılara ya da öykü yazarlarına sordukları “ Sabahları kaçta kalkarsınız?, Kahvaltıda ne yersiniz?, Ne zaman çalışmaya başlarsınız? Gibi birtakım klişe sorulardan sonra, “Sabah 06:30’ da kalkarım, mısır gevreği yerim, biraz kestirip öğle molası veririm…” gibi cevapların amacının tamamiyle müthiş bir yazar olabileceğiniz imajını yaratmak olduğunu söyler. Bernbach’a göre bu kadar matematiksel ve dakik olamazsınız. Reklamcılığın sorunlarından birinin de her şeye böyle kesin ölçüler koyma çabası olduğunu dile getirir.

Rosser Reeves

Rosser-Reeves-girisimci

Gazete muhabiri olmak isteyip kendini reklam dünyasının içinde bulunan cesur bir girişimciyle karşı karşıyayız. Reeves, henüz 19 yaşındayken haftada sadece 14 dolar kazanabileceğini öğrenince polis muhabiri olmaktan vazgeçer. Para getiren bir meslek olmadığını belirten Reeves, o zamanki patronu Richmond Times Dispatch’in editörü olan John Denson ile para getirmese de ilgi çekici bir meslek olduğu konusunda birtakım görüşmelerde bulunur. Daha sonra kendini reklam dünyansın içinde bulur. 1954 yılında Charles White ve John Macnamara adında iki adam bürosuna gelir. John M&M şekerlemenin başkanıdır. Yaptıkları reklamın başarılı olmadığını ve ürünü satacak bir fikre ihtiyaçları olduğunu belirtir. 10 dakikalık bir görüşmeden sonra Reeves, reklam fikrinin ürünün kendisinde var olduğunun farkına varır. Amerika’daki şekerlemeler arasında şeker kaplı çikolataların olmadığını görür. Reeves için önemli olan, reklamda ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğinizdir. Bu fikri reklam dünyasına da yeni bir ekolü getirir. Lever Bros, Procter & Gamble, Colgate gibi büyük şirketler de bu ekolü benimser ve sektörde Reeves büyük yankı uyandıran isimler arasında yer alır. Bir reklam yazarının reklamcılık alanında alabileceği en iyi eğitim türünün de bir reklam ajansında, ne yaptığını bilen insanların alt kadrosunda çalışmak olduğunu söyler.

Yazar Hakkında

İzel Öztürk
Jr. Yazar

İstanbul Üniversitesi’nde Halkla ilişkiler ve Reklamcılık bölümü son sınıf öğrencisidir. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden yandal yapsa da reklamcılığa aşıktır. Birçok gönüllü projelerde yer almış olan İzel, Tepro Makine’ de CRM stajyerliği yaptıktan sonra yolu Ayasofya PR ile kesişmiştir. Bir süre editörlük, internet gazeteciliği ve sosyal medya uzmanı olarak çalışmıştır. Şuan ise dijital reklam ajansı olan Krombera’da sosyal medya ekibinde yer almaktadır. Her ne kadar dijital dünyada gezinse de geleneksel dünyaya aşıktır! Dostoyevski, James Joyce, David Ogilvy, Steve Jobs gibi başarılı isimlerden ilham alan İzel, sanat dünyasının çılgını Vincent van Gogh hayranıdır.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.