İçerik pazarlamasının doruk noktasına doğru yol aldığı şu günlerde, birçok pazarlamacı ve “ilim neferi” zor yoldan edindiği tecrübeleri ve kendince edindiği püf noktaları dış dünyayla paylaşması gerektiğinin bilincinde. Fakat yine de, emek emek topladığımız verileri, ve “işin özü” diyebileceğimiz bu çıkarımları diğer herkesle paylaşmak konusunda bazı çekincelerimiz olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Francis Bacon‘un, “Bilgi, güçtür.” sözlerini duyan her bilgi işçisinin kafasında benzer sorular dönüp duruyor olmalı;

“Öylece başkasına anlatırsam, benim bir değerim kalmaz.” 

“Fikirlerim ve edindiğim bilgi benim ekmek teknem, bunları bedava dağıtamam.”

“Birileri fikirlerimi çalar ve bunları haberim olmadan para kazanmak için kullanabilir.”

Ama tüm bunların pek de yerinde kaygılar olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü, beslenme çantalarımızda sadece bize bir öğün yetecek yiyecek olsa da, birazını başkalarıyla paylaşmamıza engel bir durum yoktur. Diğer bir deyişle, sizin için değerli olan fikir ve bilginiz, paylaştıkça azalmaz ya da etkisini yitirmez, hatta kıymetini bilenler tarafından geri dönüş alır ve gelişme yollarını açar. Fakat burada dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var. Kısaca işin tüm esprisi, eteğinizdeki taşların tamamını her yerde bir anda ortaya dökmemenizdir. Paylaşırken, nerede, neyi ve nasıl paylaşacağınızı bilecek kadar uyanık ve tedbirli olmalı, başkasının size özgü değerleri alıp kaçmasına olanak vermeyecek şekilde planlama yapmalısınız. 

Bunu yapmak için, paylaşacağınız konuda diğerlerinin de öğrenmesi gereken 10 şeyi düşünün. Bunlar, problem ya da kullanılan teknikler olabilir. Buraya kadar her şey normal. Fakat bu noktadan sonra, bu konulardan bir tanesini seçerek, içine sevginizi ve sihrinizi kattığınız bir meseleye dönüştürmelisiniz.

Bu meselenin müşteri/takipçilerinizi nasıl etkilediğine odaklanarak kısa bir parça yazın. Sonrasında duruma dair biraz daha detaya inerek, problemin çözülmemesi halinde doğacak sonuçlardan bahsedin. Sonra onlara, problemin çözümüne dair küçük bir ipucu vererek, çözümün nasıl uygulanacağına dair tadımlık bilgi verin. Bunların tek başına işe yarar ve pratik olduğuna emin olun. 

Böyle yaparak şunları açıklığa kavuşturursunuz:

  • durumlarından haberdarsınız ve onları anlıyorsunuz
  • ne yaptığınızı iyi biliyorsunuz
  • söylediklerinizin geldiği yerde, onlardan çok daha fazlası var
  • daha derine inmek, daha  geniş bilgi almak ve çözümlere dair daha zengin diyaloglar geliştirmek için, sizi takip etmeliler.

Bu bir blog yazısı, kısa makale, köşe yazısı ya da öğretici video olabilir. Ürettiğiniz bu içeriği sosyal medyada, online mecralarda ve hatta basılı materyallerde paylaşıyor olmanız, sizin uzman kimliğinize vurgu yapacaktır ve bu da paylaştığınız üç paragraftan bile alanınızda “ne kadar da iyi olduğunuzu” anlatmanıza olanak tanır.

Bu sayede, paylaştığınız bu “fragman bilgileri” diğerlerine istediğiniz gibi önerebilirsiniz, ama tek bir şart baki olmalıdır : size işaret etmeleri. Bu sayede, yazdıklarınızı ve sahip olduğunuz bilgi dağarcığını takdir eden kişileri, “fahri pazarlama ekip elemanı” olarak etrafınıza toplama imkanınız olur. Kulağa faydacı geliyor olabilir, ama bu hala mantıklı bir “win-win” durumundan bahsettiğimiz gerçeğini değiştirmez.

Bunlardan birkaç tanesini yazdığınızda/ürettiğinizde, farkına varacağınız diğer birşey ise, bu kullanışlı materyalin zamanla bir koleksiyona dönüşeceği ve “bedava eBook” olarak potansiyel müşteri ve takipçilerinize dağıtabileceğiniz hale geleceği gerçeğidir. İçerik üreten insanların sürekli şikayet ettiği, “kitap yazacağım ama zamanım yok” mazereti de bu yolla rafa kalkmış olur, farkına bile varmadan kapağında isminiz yazan bir eBook sahibi olabilirsiniz.

İçerik üretmek ve paylaşmak bu anlamda “bardağın dolu tarafından bakmak” gereken bir eylemdir. İnsanların sizin fikirlerinizi ve çıkarımlarınızı çalarak kendileri için kullanacağını düşünmek yerine, sizi referans göstererek paylaşmalarına inanmalısınız. Benim bugüne kadar edindiğim tecrübede, bu ancak gerçekten kaliteli içerik ürettiğinizde gerçekleşen bir hadise. Siz de toplama içerik üretiyor ya da başkalarının zor yoldan edindiği tecrübeleri bir kalemde kendinize aitmiş gibi paylaşıyorsanız, insanların bunu anlaması çok uzun sürmez ve onlar da aynısını sizin üzerinizden yapmaya başlarlar. İşte bu noktada, zaten şikayet etme hakkınız olmayan bir kısır döngüye girersiniz.

Fakat bahsettiğimiz yöntemle, okuyucunuzla ve profesyonellerle bir bağlantı kurarsanız, işte o zaman, hemen değilse bile zaman içinde fikirleriniz ve ürettiğiniz içerik hak ettiği değeri görecek ve taklit edilmeyecektir.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.