Başarısızlık başarının bir alternatifi olamaz. Ancak, başarısızlık aynı zamanda daha büyük şeyler başarmak için geçmeniz gereken bir sınav olabilir. İnsanlar öyle ya da böyle hayatlarının bir aşamasında başarısızlıkla karşılaşıyor. Önemli olan ise bu durumla nasıl başa çıktığınızdır.

İşte bu durumların inanılmaz başarılara nasıl dönüştürülebileceğinin somut kanıtı:

Çevrimiçi yayınların kraliçesi Arianna Huffington 36 yayıncı tarafından reddedildi.

Girişimci dendiğinde ilk akla gelen isimlerden birisi olan Huffington’ın üç düzine yayıncı tarafından kabul görmediğini görmek oldukça şaşırtıcı. İkinci kitabının baskısı için o kadar uğraşıp sonuca ulaşamayan Huffington’ın bu duruma bulduğu çözüm ise bir o kadar etkileyici: Huffington Post imparatorluğu.

Tabi ki bu da hemen anlık bir gelişmeyle olmadı. Acımasız ve sert eleştiriler ve girişimin kendi içerisinde getirdiği zorlukları tek taşan aşan Huffington’ın sitesi an itibariyle dünyanın en çok trafik alan 89. sitesi durumunda.

Bill Gates ilk şirketinin gözünün önünde eriyip bitişine tanık oldu.

Şuan yaklaşık 81 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin işadamları listesinde ilk 3 içerisinde yer edinen Bill Gates de başarıya güle oynaya ulaşan bir insan değil. İlk girişimini Traf-O-Data adındaki şirketi ile yapan Gates, bu şirketinde “big data” kavramının bir nevi temellerini attı diyebiliriz.

İş ortağı olan Paul Allen ile birlikte şirketini satmayı da deneyen Gates başaramadı ve hayal kırıklığı yaşadı. Ancak bu onu hedefinden alıkoyamadı. Bunun yerine bugün herkesin bildiği ve hemen hemen her işletmede, evde ürünleri kullanılan Microsoft’u oluşturdu. Bugün geldiği nokta ise sorgulanamayacak kadar iyi.

George Steinbrenner yüzünden bir takım iflas etti.

Türkiye’de çok bilinmemesine rağmen, Steinbrenner de bu konudaki kilit isimlerden birisi. Başlarda Cleveland Pipers diye küçük bir basketbol takımı sahibiydi. 1960-1962 arasındaki yönetiminde bulunan takım zamanla iflasa sürükledi ve başarısızlığın dibine vurdu.

Bu başarısızlığın üzerine Yankees takımını alan Steinbrenner son derece olumsuz yorumlar aldı. 70’lerde başlayan serüvenine eklenen 80’lerin ve 90’ların idare eder durumu işleri kendisi için daha da kötüleştirdi. Ancak pes etmeyen Steinbrenner en sonunda istediğine ulaştı. Takımı 1996 ve 2003 yılları arasında tam tamına altı kez World Series şampiyonu oldu. Bu hem bir sportif rekor hem de karlı bir iş bakımından parmakla gösterilen bir olay oldu.

Walt Disney’e kendisinde yaratıcılıktan eser olmadığı söylendi.

20. yüzyılın en yaratıcı zekalarından birisi olan Disney zamanında yaratıcı olmadığı gerekçesiyle gazetedeki işinden kovulmuştur. Ancak inat edip girişimlerini sürdürmüş ve ilk animasyon şirketi olan Laugh-O-Gram Films’i kurmuştur. Buraya yaklaşık 15.000 dolar yatırım yaptıktan sonra yine şanssızlık peşini bırakmamış ve dağıtım ortaklarından birisinin kapanması nedeniyle mecburen işini sonlandırmak zorunda kalmıştır.

Son derece umutsuz ve parasız olan Disney en sonunda Hollywood’un yolunu tutar. Ama burada da eleştiriye ve başarısızlığa doğru yelken açar. Ta ki bugün bildiğimiz klasik Disney filmlerini piyasaya sürünceye kadar.

Steve Jobs kendi şirketinden atıldı.

Steve Jobs sadece bitmek tükenmek bilmeyen yeniliklerinden dolayı değil, aynı zamanda neredeyse başarısızlığın dibine vurup çıkmasının sağladığı empati ile de son derece etkileyici bir girişimcidir. Apple devasa bir imparatorluk haline geldiğinde Jobs hala 20’li yaşlarındaydı ve son derece başarılıydı. Ancak 30 yaşına geldiğinde Apple yönetim kurulu tarafından gözünün yaşına bakılmaksızın kovuldu.

Bunun üzerine, başarısızlıktan zerre kadar korkmayan birisi olarak Jobs yeni bir şirket kurdu. Daha sonraları Apple tarafından alınan bu şirketin adı NeXT idi ve bilgisayar yazılımı-donanımı üzerine faaliyet gösteriyordu. Şirketin Apple’a satılmasıyla tekrar yuvaya dönen Jobs burada şirketin imajını yeniden şekillendirdi ve Apple’ı bugün bildiğimiz bulunduğu sektöre hükmeden yapısına dönüştürdü.

Milton Hershey hayal kırıklığıyla sonuçlanan üç şirket sonunda istediği yere ulaştı: Hershey’s.

Türkiye’de aynı repütasyona sahip olmasa da, yurt dışında son derece bilindik bir markadır Hershey’s. Zira 15.000 çalışanı ve senelik yaklaşık 7 milyar dolarlık geliri nasıl bir şirket olduğunu anlamamız için yeterli olacaktır.

Hershey’nin hikayesine gelince… Kendisi sıfırdan başlayıp bir şeyler üreten ama ürettiklerine karşılık sürekli olumsuz sonuçlar alan birisiydi. Bu en başta çıraklık eğitimden kovulmasıyla başladı ve şeker ile ilgili kurduğu üç firmanın kapanmasıyla son bulur.

Son bir girişim daha yapan Hershey burada aradığını bulur: Lancaster Caramel Şirketi. Burada gerçekten iyi geri dönüşler alan Hershey daha sonraları kendi şirketini kurmuş ve sektörünün en çok bilinen isimlerinden birisi haline gelmiştir.

Buradaki örneklerde özellikle başarısızlık sonrasında insanların ne kadar büyük şeyler başarabildiğini göstermek adına iyi bilinen isimleri tercih ettik. Ancak bu kesinlikle böyle bir şey yapamayacaksanız yapmayın anlamına gelmez.

Projenizin çapını ve istediklerinizi siz belirleyeceksiniz. Ama yapmanız gereken yılmadan hedeflerinizin peşinde koşmak olacak. Öyle anlar gelecek ki, zevk aldığınız şeyleri yapmak belki de eziyet gibi görünecek size. Ancak bunları sizinle birlikte geleceğe taşımadığınızda ve her gün yeniden sıfırdan başlıyormuşçasına heyecanla çabaladığınızda bir gün emeğinizin karşılığınızı alırsınız.

Yeter ki hatalarınızda sadece görmeniz gerekeni görün. Olumsuz bir durumdan bile nasıl faydalanacağınızı ve size katkıda bulunacağınızı analiz edin. Siz durmadan çabaladıktan sonra er ya da geç başarı sizi bulacaktır.

Robin Sharma: Hayatta bir tek başarısızlık vardır, o da denememektir!

 

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.