Her yazıda duymaya alıştığımız şeyleri anlatmak için artık çok geç. Biraz daha içimizden bizi anlatan şeylerden bahsedeceğim sizlere. Hep duyduğumuz şeyler; girişimcilik uzun bir yolculuk, kendini adamak, çok çalışmak gerekir. Fakat bunları yaparken neleri kaçırdık? Neler yaşadık? Neleri ıskaladık? Neler kazandık?

Girişimciler için en güzel zaman, girişimin başarıya ulaşıp, bunun biraz daha keyfini sürmeye başladığı zamanlardır diye düşünüyorum. Çünkü bütün o belirsizliklerin ortadan kalkıp, gerçekten işini yapmaya başladığın zamandır bu zamanlar. Ama asıl konu o değil, oraya gidene kadar ne olduğu. Çünkü bu süreçler bilinmeden, dışarıdan sadece “başarılı bir girişimci” olarak göründükten sonra asıl konuyu kaçırıyoruz. Bir memurun ev almak için herşeyinden aylarca yıllarca kısıp 2 ev 1 araba aldığında dışarıdan bakan meslektaşları için “onların tuzu kuru” demek kadar yüzeysel kalıyor her şey. Başarı sonrasında yaşanan tüm bu zorluklar, sıkıntılar bir kenarda acı tatlı hatıralar olarak kalıp bu yolda yaptıklarımızdan çok başarılarımızı ve kazandıklarımızı konuşuyoruz.

 

“Hayatımın özetini 2 cümleye sığdırmaktan vazgeçtim.”

Girişimci olmak için öncelikle kendimden vazgeçtim. Girişimci olmak her zaman içimde yanan bir ateşti, ilk şirketimi 17 yaşımda kurdum ve bazı şeylerin asla eskisi gibi olmayacağını o gün anladım.

Ben güzel okullarda okuyup, iyi bir üniversitede bir mühendislik bölümüne kaydımı yaptıracağımız günü yaşamak için büyütüldüm. Ardından askerlik, ardından evlilik, 2 çocuk, 1 ev 1 araba, mutlu bir emeklilik benim için beklenen istenilen bir hayat oldu . Öyle olsaydı hayatımı anlatmak için az önce kurduğum bu 30 kelimelik 2 cümle yeterli olacaktı. Hayatımın özeti 2 cümle ! Öncelikle hayatımın özetinin 2 cümleye sığdırmaktan vazgeçtim. Bana biçilen bütün gelecek planlarından vazgeçtim. Aile,akraba,komşular,arkadaşlar ‘ın benden beklediğini gerçekleştirmekten vazgeçtim.

Maaşlı hayattan vazgeçtim, maaşlı hayatın bana sunduğu garantilerden vazgeçtim, 10 yıl kredi taksidi ödeyip ev sahibi olmaktan vazgeçtim. Her akşam eve 2 ekmek 1 yoğurt alarak gitmekten vazgeçtim, eşimle akşam oturup televizyon dizileri izleyip, çekirdek çitleyip, çay höpürdetmekten vazgeçtim. Yazın tatile gidip, bütün yıl tatil taksidi ödemekten vazgeçtim. Eve geldiğimde tek derdimizin çocuklar ve komşuların olduğu hayattan vazgeçtim.

Bunlardan vazgeçince insan vazgeçmeye çabuk alışıyor, hızımı alamadım. Yaşadıklarım, öğrendiklerimle, körü körüne inanmaktan vazgeçtim. Dayatmalardan, anlamsız kurallardan, egolarımdan vazgeçtim, lükslerimden, standartlarımdan vazgeçtim, komşunun oğluna rakip olmaktan vazgeçtim .

Bu kadar şeyden vazgeçince elimde olanların kıymetini bilmeyi öğrendim, çünkü aradan bunları çıkarttığınızda elinizde kalanların asıl değerli olanlar olduğunu görüyorsunuz. Bir madeni yıllarca kazıp, madenin kalbindeki o kıymetli taşı bulmak gibi. Karanlıkta, bazen çaresizlikle, bazen umutla, bazen ne yaptığını dahi bilmeden, sinir bozukluğuyla, mücadeleyle, inanarak kazmaya devam ettiğinde ansızın karışına çıkacak bir elmas gibi.

 

“Yanılmadıklarım benim kazandıklarım oldu.”

Zamanla kendimi daha iyi ifade etmeyi öğrendim, mantık çerçevesinde daha geniş bir pencereden bakmayı keşfettim. Bazen daha güzel şeyler görebilmek için, bir adım geri gitmek gerektiğini öğrendim. Yaptıklarımı nasıl açıklamam gerektiğini keşfettim, yüzeysel ilişkilerden sıyrılıp sağlam temeller üstüne kurulu dostluklar, aile bağları kurmanın sırrına vakıf oldum.

İletişimin gücüne, inanmanın büyüsüne tanıklık ettim defalarca. Dünyada hergün birbiriyle iletişim kuran milyonlarca insanın, bir birini anlamadığını düşününce asıl hazineyi burada buldum. Hiç bir zaman bir ev araba almak için telaşa düşmedim, sıcak yatağıma girdiğimde kendimi şanslı saydım. Asıl güzellik ise içimdeki iyiliği keşfettim. Sıcak yatağına giremeyenler için düşüncelere daldım.

İnsanları tanıdım, mümkün olan her çeşidine kadar. Ailem bana verilmiş en güzel hediyeydi, dünyanın en anlayışlı Anne ve Babasına bunları anlatmak hiç bir zaman zor olmadı. Fakat etrafımdaki insanlardan doğrularını bulmak için, çok defa yanıldım. Yanılmadıklarım benim kazandıklarım oldu. Sadece dizi izleyecek bir kız arkadaş değil, aklımdaki tüm sorulara cevap verecek bir meleği bulmak için fırsatım oldu. Geldiğinde “o ses türkiye” ve komşulardan başka şeyler hakkında konuşulacak birşey olmasının mutluluğunu yaşadım her gün tekrar tekrar.

 

“Önce mutlu olun. Sonra excel tablolarına dönün. “

Tüm bu hikayede size excel tablolarından, verimli çalışmadan, yeni iş modellerinden hiç bahsetmedim, anlattıklarım aslında bunların arkasında duran şeyle alakalı. O excel tablolarına bakanlar, kar ve zararlarla geceler boyu boğuşanlar. Sizler, durun ! Bir dakikalığına bile olsa ! Mutlu olmak için daha fazlasına daha da fazlasına ihtiyacınız yok ! Koşuşturma asla bitmiyor, asla da bitmeyecek, son nefesimize kadar. Asıl girişimci bu maceraya başladığı anda kazanmaya başlıyor. Durun, düşünün. Neler kazandınız ? Vazgeçtiklerinizi düşünün? Vazgeçtiklerinizin sizi ne kadar hafiflettiğini, vazgeçtiklerinizin size nasıl geri döndüğünü düşünün. Durun ! Önce mutlu olun. Sonra excel tablolarına dönün. 

 

 “Asıl girişimcilik yangın sonrası 500.000 TL hasara gülümseyerek meydan okuyabilmektir.”

 

"Asıl girişimcilik yangın sonrası 500.000 TL hasara gülümseyerek meydan okuyabilmektir." 2013 Aralık - Ofisimizde çıkan yangından 1 saat sonrası. Aynı gece ofisi tekrar çalışır hale getirip, aynı saat tadilata başlayacak ekiplere sahip olmak.

2013 Aralık – Ofisimizde çıkan yangından 1 saat sonrası. Aynı saat tadilata başlayarak, aynı gece ofisi tekrar çalışır hale getirecek bir ekibe sahip olmak.

 

3 Kişi Yorumlamış

    • Gökçen Orhan
      Gökçen Orhan

      Kadir Bey övgünüz için çok teşekkür ederiz, faydalı olabiliyorsak, ilginizi cezbediyorsak ne ala, ne mutlu. İletişimde kalalım :)

      Cevapla
  1. Osman

    Anıl yazından ötürü seni canı gönülden tebrik ederim. O kadar cesur hareketler sergilemişsin ve o kadar güzel gerçek dostluklar anlamında sana güvenen insanlar bulmuşsun. Umarım tüm girişimcilerin bunu başarma şansı olur. Benim hayatımda ise bir kaç kelime var. Sistemin kölesi değil, sistemi değiştirmeye çalışan olmanız dileği ile..

    Tebrikler,
    Osman

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.