Başarı kavramı son derece göreceli bir olgudur. Şöyle ki, bir startup için yatırım alıp hedeflerine doğru yol almak bir başarı sayılabilecekken, zarar eden bir firmanın bir sonraki sene daha az zarar etmesi de başarı sayılabilir. Buradaki ortak nokta ise tam olarak insanlara ne yaptığınızı, nasıl yaptığınızı gerekirse kafasına vura vura göstermektir. Göster(e)mezseniz, cama vuran yağmur damlasından fazlası olamazsınız.

Facebook gibi herkes için olmazsa olmaz hale gelecek derece süper bir fikriniz olabilir, fakat bunu gerektiği gibi doğru kişilerle hedefe götürmediğiniz anda size ancak rakı sofrasında mezelik muhabbet olarak kalır. Yani, arkadaşlarınıza anlatacak başarısız bir anı veya torunlarınıza nasihat olsun istemiyorsanız şunlara bir göz atmalısınız:

Yolculuğunuzu paylaşın

Her zaman arka planda bir hikaye vardır. Sizinkini ikna edici bir tutumla hem de her fırsatta anlatmaya hazır olun. Utanacağınız zamanı başka yere saklayın. Şu sorulara yanıtlarınızı alalım:

Bu ürünü/servisi hangi amaçla yaratmak istiyorsunuz?

Peki, neden şimdi?

Sizi bu noktaya getiren olaylar nedir? Kısa ve öz olsun fakat yeri geldiğinde de o ikna ediciliği teşvik edecek şeyleri aralara katmaktan çekinmeyin. Eğitim olsun, nitelikleriniz olsun veya projenizle ilgili size sunulan tebrikler olsun, aralara serpiştirin.

Bu ürün/servis insanların yaşamlarına hangi yolla değer katacak?

Buraya gelinceye kadar hangi engelleri aşmanız gerekti ve bunların sizin ve projenizin üzerindeki etkileri neler oldu? “Küçük dağları ben yarattım” değil de, “bu da geldi bu da geçti, yine ben buradayım, hem de daha güçlüyüm” diyebileceğiniz bir hikayeniz varsa karşınızdakinin yüzüne çarparcasına anlatın.

Bu girişim konusunda sizi en çok heyecanlandıran şey nedir? Sadece sizin değil karşınızdakinin de rüyasına girecek bir şeyler olduğundan emin olun.

Makineli tüfek gibi ateş edercesine kısa süre içerisinde birçok şey söylemek yerine iki sözünüzle karşınızdakini düşünceler denizine gönderip okyanusa açılmasını sağlayacak türde sözler seçin. Bu sizin trampleniniz olsun, bırakın karşınızdaki zıplayıp denizinize dalsın.

Kendinizle konuşun

Hayatınızın konuşmasını yapacakmış gibi çalışın – ki aslında öyle. O konuşmayı sizin için son derece alışılagelmiş ve sıradan hale getirmek için her şeyi yapın. Günlüğünüze, bloğunuza ajandanıza yazın, duşta şarkı misali söyleyin, eşinize, dostunuza ailenize anlatın, hatta ve hatta kendi videonuzu çekin, izleyin, izlettirin. Öyle bir duruma gelsin ki, kapıdan uzaylı gelse ona bile rahatça anlatın.

Mükemmel kimin umurunda!

Ellerinize çamur bulaşsın, herkes de bunu görsün, çünkü bu sizin işi yapmakta olduğunuzu gösterir. Her şeyi tam olarak hazırlayıp, en mükemmel haline getirip sunmak diye bir şey yok. Çamurlu ellerinizle sarılın ürününüze/servisinize ve bırakın insanların önüne. İnsanlar yapısı gereği eksiklerinizi sizden çok daha iyi görecektir.

Bu eksikleri bulduklarında onlara yerine göre teşekkür edin veya onlardan özür dileyin. Neden mi? Çünkü insanlar size olumsuz şeyler vermek isterken aslında tam olarak yapmak istediğiniz şeyi, eksiklerinizi ve yanlışlarınızı görmenizi sağlayacaktır. Ayağınıza gelecek bu fırsatı da en iyi şekilde değerlendirin. Gerekeni yapın!

Kıssadan hisse: Soichiro Honda

Üniversite yıllarında komple bir araba tasarlar, Toyota’ya gider, kabul görmez, “hayal kırıklığı”.

2 sene boyunca çalışmalara devam eder, bu sefer Toyota gelir, anlaşırlar fakat fabrika kuramaz, yine çabalar, kendisi betonunu bile üretip kurar, bu sefer de savaş sorunu çıkar, fabrika yerle bir ve “hayal kırıklığı”.

Tekrardan atağa geçer, ama şimdi de talep sıkıntısı çıkar, savaş sonrası finans ve tedarik sorunları, devam edemez.

Basit bir şey yapmak ister, bisiklete motor yerleştirir, çok kısa sürede elindeki tüm motorlar biter, hemen tüm bisikletçilerle iletişime geçer (yakl. 18 bin), anlaşmasını yapar ve üretime geçer.

Ve ardından gelen İmparatorluk Nişanı, Japonya’nın en çok satan markası ve 100.000+ çalışanıyla bugünkü Honda!

Dene, yanıl, başarısız ol ama yılma, mükemmel olan en son sahneye çıkacaktır.

Kendinizi övmeyi bırakın, bunu başkalarının yapmasını sağlayın.     

Teorik senaryolar ile yapmakta olduğunuz şeylere yeterince ilgi çekemeyebilirsiniz. Ama başkalarının görüşleri bir noktada diğer kullanıcıları can evinden vurur, alıp getirir.

Gerçek kişilerin dahil edildiği projeler amacınıza daha iyi hizmet eder, ilgi çeker.

Bunu nasıl kanıtlarız? Örneğin bir otomobil firması olan Audi satıştan sonraki 1 ay içerisinde kullanıcılara görüşlerini soran bir form gönderir. Buradan aldığı geri dönüşler ise olumlu ve kendisine katkıda bulunacak şeyler olduğunda kullanıcıdan paylaşım izni ister. Sonuç olarak Audi’nin taktiği WOMM yaratır.

Eğer yeni başlıyorsanız, size destek veren gelişmenizi isteyen kişilerin yorumlarını paylaşın.

Tüm destekçilerinize ilgi gösterin

Bir kere hikâyenizi oluşturduktan sonra, sıra onu bilinir hale getirmeye gelecektir – reklamlar, sponsorlar, sosyal medya, web siteniz vs. aracılığıyla kitlesini yaratmak isteyeceksiniz. Tabi ki de haklı olarak mali destek veren kişilerle ilgilenmek isteyeceksiniz, ancak bu size bir noktada yardım ederken diğer yandan eksik bırakabilir.

Herkesle konuşun, işinizi sadece para amaçlı değil bir hedef doğrultusunda yaptığınızı ve size ilgi gösteren kişileri düşündüğünüzü hissettirin onlara. Bazen sadece teşekkür etmek bile onlarla ilgilendiğinizi göstermeniz için yeterli olabilir. Unutmayın bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır!

Yaratmak istediğiniz şey konusunda çok fazla şey araştırmış, öğrenmiş ve geliştirmiş olabilirsiniz. Ancak bu her şeyi bilebileceğiniz anlamına gelmez. Bazen gözünün önünde göremediğiniz detaylar veya değişmesi gereken şeyler olabilir. Facebook vs. üzerinden her destekçiye olmasa da, gerçekten sizle ilgilenen ve katkıda bulunmak isteyen kişilere fikir danışabilirsiniz.

Ekstra bir çift göz her zaman farklı bir açıdan bakma olanağı sağlar.

Ve bunları sizi destekleyen kişilere sorduğunuzda – genel kanının aksine – daha da yücelirsiniz. Bunun sebebi de aynı anda hem karşı tarafın yapılan işte bir payı olmasını sağlamanız hem de her şeyi bilemeyeceğinizi kabul etme erdemini göstermenizdir. Bu hareket, destekçilerin sizi benimsemesine büyük katkıda bulunacağından beklentilerin çok üzerine çıkacak geri dönüşler sağlayabilir.

 

Kendi duvarlarını yıkıp olduğun halinle karşındakilere kendini kabul ettirdikten sonra sana kalan tek şey zirveye tırmanışını izlemek olacaktır.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.