Bu yazı, başarılı girişim için ipuçları konusu ile Türkiye’nin En Aktif  İş ve Kariyer Kulübü seçilen Yıldız Teknik Üniversitesi Kalite ve Verimlilik Kulübü bünyesinde çıkan Qualitas dergisi için yazılmış ve ilk kez bu dergide yayınlanmıştır.

Qualitas dergisi gibi müthiş bir projede, projeyi yöneten değerli arkadaşlarım, “başarılı bir girişim için ipuçları” gibi önemli ve bir o kadar da karmaşık bir konuda yazmamı istediğinde, hem epey heyecanlandığımı, hem de kendi içimde bazı endişelere sahip olduğumu açıkça belirtmem gerekiyor.

Heyecanlanmıştım çünkü, bir üniversite yayını olan Qualitas, bugüne kadar becerikli ellerden çıkmış başarılı bir projeydi ve bana, bulabileceği her bilgi ve tecrübe kırıntısına ihtiyacı olduğunu düşündüğüm öğrenci dostlarıma ulaşma fırsatı veriyordu.

Endişe ettiğim nokta ise, konuyu gördüğüm anda aklıma gelen binlerce faktörden, en önemli olanlarının hangileri olduğunu belirlemenin ve bunu doğru bir şekilde aktarmanın zorluğuydu.

Bir girişimin başarılı olması için, ne yazık ki bir sihirli değnek mevcut değil arkadaşlar. Veya her girişime, her girişimciye uyacağı kesin öneriler paylaşmak da pek olası değil.

Bu durum da beni şunu düşünmeye sevk etti; durumlar, kişiler, yönelimler ve şartlar değişse de, bir girişimde değişmeyen tek bir şey vardı: insan gerçeği.

Bu nedenle, yazıyı kaleme alırken, bir girişimin başarılı olması için, yapı olarak girişimin yapması gerekenlerden ziyade, onu yaratacak ve geliştirecek insanların sahip olması gereken meziyetleri ve dikkat etmesi gereken hususları konu almayı hedefledim.

Nihayetinde, henüz hiçbir girişimcilik veya profesyonel tecrübesi olmayan arkadaşlarımı da düşünerek, sizleri; uygulamanın önemi, sürdürülebilirlik, ölçeklenebilirlik, pazarlama ve iş planı, sermaye yönetimi, yatırım gibi teknik kavramlarla boğmadan, önce girişimcinin kendi içinde netleştirmesi gereken konuları özetlemek daha anlamlı ve faydalı olacaktır.

Bahsettiğim bu biraz daha teknik konuları, Kafa Tech’te veya Qualitas Dergisinin sonraki sayılarında sizlerle ayrıca paylaşabilmeyi umuyorum.

Velhasıl-ı kelam, kendi bilgi ve tecrübelerim ışığında, bir girişimi başarıya ulaştıracak temel faktör olan sizler için derlediğim önerileri hep birlikte irdeleyelim isterim.

#1 Varmak istediğiniz noktayı kesin ve net bir şekilde belirleyin.

Tam olarak ne başarmak istediğinizi sorsaydım, kendinizden %100 emin bir şekilde cevabını verebilir miydiniz? Hedefinizin, varmak istediğiniz noktanın tam olarak ne olduğunu söyleyebilir miydiniz? “Tam olarak” ne kadar para kazanmak veya ne kadar başarılı olmak istediğinizi söyleyebilir miydiniz? Peki, kişisel ve profesyonel ilişkilerinizi baz alarak, bu hedef için ne kadar ileriye gidebileceğinizi? Bu macera için nelerden vazgeçeceğinizi sorsaydım peki, “yapacaklarım” listenizden daha uzun bir liste çıkarabilir miydiniz?

Çok fazla soru oldu, farkındayım. Ama bunlar sorulması ve cevaplanması mecbur sorular dostlar. Çünkü özellikle ilk defa bir girişimde bulunacak arkadaşlarımın, genellikle en çok sorun yaşadığı noktalardan biridir, net hedefler belirlemek.

Genelde tercih edilen şey, benim koşullu girişimcilik olarak adlandırdığım reflekstir. “Girişim yapayım ama sosyalliğimden de ödün vermeyeyim”, “iş geliştireyim ama para harcamayayım” , “pazarlama bütçem yetersiz ama daha ucuz bir evde de kalamam” diyen arkadaşlarım, ne yazık ki bu gruba giren, koşullu girişimcilerdir ve girişimcilik, çok nadir istisnalar hariç, sizin koyacağınız koşulları dikkate almaz.

Bir girişim, çok yüksek ihtimalle, sahip olduğunuz tüm kaynakları talep edecektir; zaman, para, konsantrasyon, yetenek, emek ve daha fazlasını.

Önce bu kaynakların tümünü girişiminiz için kullanmak isteyip istemediğinize karar vermeniz, bunun hemen ardından da, nihai hedefinizi kesin ve net bir şekilde belirlemeniz gerekiyor.

Çünkü her şey, varış noktasını belirlemekle başlıyor.

Sadece ben değil, nöroloji konusunda araştırmalar yapan uzmanlar da aynı şeyi söylüyor.

Bunun nedeni de sol prefrontal korteksimizin çalışma prensibi.

Bilimsel detaylarını merak edenler ayrıca araştırma yapıp okuyabilir ancak, kısaca bahsetmek gerekirse, beynimizin bu bölümü, hedeflerimiz ve gerçekleştirmeyi amaçladığımız şeyler için bir nevi GPS görevi görerek, net bir şekilde odaklandığımız konularda, ihtiyacımız olan bilgileri, doğru zamanda bize ulaştırmaya çalışıyor. Yani beynimiz bile organize olmak için bir hedef belirlememizi bekliyor.

O halde, fikrimiz ve hedefimiz için şıpsevdiliği bırakıp, noktayı koyma zamanı.

#2 Konuyla yalnızca “ilgilenmek” yeterli değil, “kararlı” olmanız gerekiyor.

Milyon dolarlık başarılara imza atan girişimcileri incelediğinizde, çok net bir gerçekle karşılaşırsınız : kararlılık ve adanmışlık. Bu konuya belki de en güzel örnek, aynı zamanda kişisel olarak örnek aldığım Tesla ve SpaceX’in CEO’su Elon Musk’tır. Elon Musk, girişimcilik dünyasında, sıkı Silikon Vadisi takipçilerinin hatırlayacağı üzere, PayPal mafya adı verilen, PayPal kurucularından oluşan ekolün bir parçası olarak parladı. 2002’de o zaman için rekor bir meblağ olan 1,5 milyar dolara satın alınan PayPal’ın ardından gerekli sermayeye de ulaşan Musk, üçüncü şirketi olan SpaceX’i ve ardından Tesla’yı kurdu. Ancak ne var ki, SpaceX’te işler bir türlü yoluna girmiyordu. Bir uzay taşımacılığı şirketi olarak kurulan SpaceX, kuruluşunun üzerinden birkaç yıl geçmesine rağmen hala başarılı bir fırlatma gerçekleştirememişti.

Elon Musk bu süreç boyunca, şirketin başarısız fırlatma girişimlerine harcadığı yüksek meblağları yerine koymak amacıyla, kişisel servetinden 100 milyon dolar yatırım yaptı. Bu da ancak birkaç deneme daha yapılabilmesini sağlayacak, bunlar da başarısız olursa sadece şirketin hikayesi sona ermeyecek, aynı zamanda Elon Musk’ı parasız ve itibarsız bırakacaktı. Falcon 1 adı verilen roketin, 3. denemesinin de başarısız olduğu gün, o ana kadar yaklaşık 24 saattir uyumadan çalışmış olan Elon Musk’ın, 350 kişilik ekibi karşısında sarf ettiği sözler, değinmeye çalıştığım noktayı çok net bir şekilde anlatıyor;

“Kendi adıma, asla vazgeçmeyeceğim ve çok ciddiyim, asla.”

SpaceX eski insan kaynakları direktörü Dolly Singh’in, Quora’da verdiği bir cevapta geçen sözleriyle, bu cümleden sonra bütün ekip Elon Musk’ı “cehennemin kapılarına” kadar takip etmeye hazırdı.

Kararlılık, mümkün görünmeyeni başarmanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda sizinle birlikte yola çıkan insanların da motive olmasını sağlar.

“Peki kararlılık buysa, ilgilenmek nedir? Bunların arasındaki fark nedir?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Bir konuyla yalnızca “ilgilendiğinizde”, çok kısa süre sonra bahaneler üretmeye, işin kolayına kaçmaya ve başarısızlığınıza kılıf uydurmaya başlarsınız. Ancak kararlı olduğunuzda, “ne gerekiyorsa” yapmaya gönüllüsünüz demektir. Girişiminizi birincil önceliğiniz haline getirmiş, geçmişiniz, ilişkileriniz ve mevcut durumunuzu bir kenara koyarak, sadece girişimin ihtiyacı olan neyse, onu yapmak için adanmışsınız demektir. Bunu yaptığınızda, inanmanız gerekenleri kendiniz yaratırsınız, hedeflerinizi gerçekleştirmek için ihtiyacınız olan alışkanlıkları, kendiliğinizden öğrenirsiniz. Bunlar hoşunuza gitse de, gitmese de.

Bunun karşılığında, kararlı olmak size her durumda net bir görüş yeteneği kazandırır. Bu görüş sayesinde, işler sarpa sarıp, bulanıklaştığında dahi, yolu avucunuzun içi gibi bilir, sağlam adımlar atarsınız.

Şimdi düşünün; hedeflerinizi ilgi çekici mi buluyorsunuz, yoksa onları gerçekleştirmeye kararlı mısınız?

#3 Başarılı Girişim için Her seferde tek bir adım atın.

Girişimciler olarak sıklıkla düştüğümüz hatalardan bir diğeri de; elimizde halihazırda bir iş varken, başka bir “parlak fırsatı” görüp, bunu değerlendirmeye çalışmak ve böylece odağımızı kaybetmektir.

Biraz “maymun iştahlılık” da içeren bu davranış, girişimci karakterin bir dezavantajı olarak karşımıza çıkıyor. Yenilik, gelişim ve iyileşme için tabir-i caizse sürekli “antenlerimiz açık” olduğu için, etrafımızda meydana gelen değişiklik ve hoşumuza giden şeyleri girişimimize uyarlamak istememiz kadar doğal bir şey yok, fakat bunun belli sonuçları olduğu da kesin.

Eski girişimimden bir örnek verecek olursam, aslında bir konum bazlı ilan mobil uygulaması olarak geliştirmeye başladığımız ürün, ne yazık ki tecrübesizliğimizin kurbanı olarak, farklı uygulama ve girişimlerde görüp; “”aa bu da güzelmiş” diyerek eklediğimiz özelliklerle, kendi karakterini kaybetmiş ve adeta bir deneme tahtasına dönüşmüştü. Bu da, bizim, ürün ve girişimin kendisi için hedeflerimizi tam olarak belirlemediğimiz, “kervanı yolda düzeriz” yaklaşımı ile, çok fazla yan ve çıkmaz yola saptığımız anlamına geliyordu. Ancak gerçekten kararlı olmanın bir kısmı da, odaklanmak istediğiniz tek bir şeyi tam olarak tanımlamayı ve bunu ilk haliyle tamamlamayı içeriyor.

Bunu yapmak dışarıdan kolay görünse de, konunun içine girdiğinizde, aynı halde başlayıp bitirmenin de kendi içinde zorlukları olduğunu görüyorsunuz.

Diyeceğim o ki; hedefe doğru yol alırken, yan yollara sapmayın. Nihayetinde “her şeyi” siz yapamazsınız, bunu kabullenin.

Fikrinizi uygularken biraz umursamaz olmak sizin faydanıza olacaktır.

4# Güçlü yönlerinizi ve alışkanlıklarınızı tanımlayın.

Bir girişim, bir grup insan tarafından, nihayetinde yine diğer insanlar için hayata geçirilen bir oluşumdur. Bu nedenle, girişimin başarılı olması için anahtar faktörlerden bir diğeri de onun bir karaktere ve duruşa sahip olmasıdır. Bunu sağlayacak olan ise yine siz, yani kurucularıdır.

Peki bu karakter nasıl kazandırılır? Güçlü yönleriniz üzerine inşa ettiğiniz girişim nasıl başarılı olur?

İki sorunun da cevabı, insani alışkanlıklara ve yönelimlere odaklanmaktan geçiyor. Yapılan bir araştırmaya göre, eğitim yoluyla edindiğimiz bilgiler ve tekniklere kıyasla, içselleştirdiğimiz ve yıllar içerisinde geliştirdiğimiz alışkanlıklarımız, çok daha kolay bir şekilde aksiyona dönüşüyor. Diğer bir deyişle, bizi harekete geçiren ve yaptığımız işi başarıya ulaştıracak olan temel öğeler, aslında karakterimizin derinliklerinde saklı olan özelliklerdir.

Örneğin, bir zamanlar bir girişim olan Apple’ın efsanevi CEO’su Steve Jobs’ın “görsel estetik” ve “sadelik” takıntısı, zen öğretisini bir alışkanlıklar zinciri ve yaşam tarzı haline getirmesi, Apple’ı yalnızca başarılı bir girişim haline getirmemiş, onu aynı zamanda günümüzün en değerli markası haline getirmiştir.

Benzer şekilde, GoPro kurucusu Nick Woodman da, daha önce farklı girişimleri hayata geçirmeyi denemiş ancak başarısız olmuş, GoPro fikrini, en çok sevdiği şeyi yaparken bulmuştur : sörf.

Ayrıca sahip olduğunuz alışkanlıklar ve güçlü yönlerinize odaklanmak, yalnızca Girişiminizin bir karaktere sahip olmasını ve insanlarla kolayca iletişim kurabilmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda sürekli aynı heyecan ve adanmışlıkla çalışmanızı sağlayarak, sahip olduğunuz tüm enerjiyi talep edecek girişiminizde, “tükenmişlik” safhasına geçmenizi engeller.

Elbette bütün alışkanlıkların bir işe dönüştürülmesi mümkün değil ancak, başarılı bir girişim için, sahip olduğunuz güçlü yönler ile, yaptığımız işi bir şekilde ilişkilendirmeniz, çok güçlü bir temel oluşturacaktır.

Diyeceğim o ki; başarılı bir girişim için, kütüphaneler dolusu kitap veya binlerce blog yazısı okumanız gerekmiyor. Yalnızca güçlü yönlerinizi ve alışkanlıklarınızı tanımlayıp, bunları yaptığınız işin bir parçası haline getirmelisiniz.

5# Duygularınızı kontrol altına almayı öğrenin.

Daha önce Kafa Tech’te bir yazımda da bahsettiğim üzere, girişimcilik adeta bir “duygusal roller-coaster’dır.” Bu roller-coaster, çok dik iniş ve çıkışların olduğu, nefesinizi zaman zaman heyecanla, diğer zamanlarda ise umutsuzlukla kesecek süper hızlı manevralara sahip, beklenmedik gelişmelere karşı hazırlıklı olmanız gereken bir araçtır. Ve başarılı bir girişim için bu trene bindiğinizde, gelişen olaylar karşısında yalnızca “tepki vermekle” kalmayıp, bunlara karşılık verebilmeyi öğrenmeniz gerekir.

Zorlu durumlarda, hepimizin yaptığı genellikle sadece tepki vermektir. Ancak tepki, istemsiz ve duygusaldır. Gösterdiğiniz tepkinin çoğunlukla bir amacı yoktur ve nereye varacağını kestirmeniz mümkün değildir.

Karşılık vermek ise, karşılaştığınız durum için kendiliğinden oluşan tepkiyi, doğru bir şekilde yönlendirerek, doğru zamanda kullanma becerisidir.

Karşılık verebilme yetisi, yalnızca girişimcilikte değil, tüm iş yaşamınız boyunca ihtiyaç duyacağınız bir özelliktir. Durumlar karşısında soğukkanlı bir şekilde ön değerlendirme yapmak, vereceğiniz karşılığın hedeflerinizle paralelliğini irdelemek ve tepkinizi doğru yönlendirmek, her koşulda sizi başarıya götürecek temel bir meziyettir.

Bu meziyeti kazanmak da, duygularınızı kontrol altına alabilmenize bağlıdır. Çünkü, bazı zamanlar duygularınızın sizi yönlendirmesine izin vermek doğru olsa da, onlara iş yaşamında her zaman güvenemezsiniz. Eğer güvenirseniz, bazen çok erken davranıp hata yapabilir, bazen de geç davranarak fırsatları kaçırabilirsiniz. Ve bunların her ikisi de, bir girişimin karşılayamayacağı lükslerdir.

Karşılık vermeyi öğrenmekle aslında içinizde yaşadığınız duyguların farkındalığına erişir ve ilerlemek için hesaplı kararlar verirsiniz. Başarılı girişimcilere baktığınızda, her birinin, baskı altında sakin kalma ve doğru karar verme yetisine sahip olduğunu görürsünüz.

Falcon 1 roketinin, 3. Fırlatma denemesini hatırlayın.

Sizce Elon Musk o anda hissettiği gibi mi davrandı, yoksa hislerini kendisini harekete geçirecek bir araç haline mi getirdi?

Günün sonunda, elbette ki seçim yine sizin.

Kendi planınızı ve sermayenizi oluşturup, işleri “bildiğiniz yoldan” yapabilir, ve bahsettiklerimi es geçebilirsiniz. Hatta sadece bu yazıyla sınırlı kalmayıp, tüm tecrübelere kulak asmamak da tercihinize bağlı.

Ancak, kesinlikle unutmamanız gereken tek şey şu;

Ne yazık ki hiçbirimizin sınırsız zamanı yok ve sahip olduğumuz en kısıtlı kaynak zaman.

Bu nedenle, her şeyi kendi adınıza deneyimleyip, vakit kaybetmek yerine, olabildiğince fazla tecrübeden faydalanıp rotanızı buna göre çizmenizi öneririm.

Eh, önerilerim mantıklı geldiyse de;

Daha ne duruyorsunuz, çalışmaya başlayın! :)

Sonraki yazılarda görüşmek üzere,

Sevgiler.

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.