Facebook’un her dijital pazarlamacı ve girişimci için, vazgeçilmez bir pazarlama mecrası olduğu, yadsınamaz bir gerçek. “Online Presence” yani çevrimiçi bulunurluk ve özellikle SEO anlamında işletmelere ve firmalara katkısı tartışılmaz. Fakat ne var ki, ister sayfanıza davet ettiğiniz arkadaş ve akrabalarınıza, isterseniz de, hesabını yönettiğiniz firmanın takipçisi binlerce kişiye  yayın yapıyor olun, değişen algoritmalar nedeniyle, içeriğinizi sürekli gözden geçirmeniz ve gerektiğinde düzenlemeler yapmanızda fayda var. Yani, facebook sayfanızı optimize etmek, en maliyetsiz yollarla dev sosyal ağın tüm potansiyelini kullanmak demektir. Bu fırsatı da kaçırmak istemezsiniz.

Bunları zaten biliyor olabilirsiniz, ama bilmeniz gereken bir başka şey; Facebook bugünlerde, ücretli gönderileri öne çıkarmak adına, içeriklerin organik erişimini kısıtlamış durumda. Yani bir anlamda “parayı veren düdüğü” çalar mantığı getirilen Facebook sayfa içeriklerinde, bu engeli aşmanın ve “viral” hale gelmenin birkaç yolu var.

1.    İçerik Yönetimi

Facebook sayfanızda, istikrarlı ve tutarlı bir içerik akışı olduğundan emin olun. Düzenli olarak yeni içerik üretmek ve sayfada servis etmek, sosyal medyada güncel ve “canlı” olduğunuzun belirtisi olduğu gibi, Google tarafından da, yeni içeriğe sahip olduğu için SEO anlamında fayda sağlar. En azından haftada bir içerik paylaşan sayfaların sosyal medya etkileşimi ve arama motoru sıralamasında şansı diğerlerine oranla daha yüksek.

Peki bu içerikler ne olabilir? Sektörden ipuçları, sektöre dair haberler, yararlı makaleler veya röportajlar, yeni içerik için birer fikir olabilir. Örneğin Omo’nun sosyal medya sayfasını yönetiyorsanız, çamaşır yıkamaya dair ipuçları paylaşabilir, veya giyim ürünleri satan e-ticaret sitenizin facebook sayfası için, yeni kombin fikirleri verebilirsiniz gönderilerinizde.

2.    Sosyal Medyada Paylaşılabilir İçerik

İçeriği oluşturdunuz, fakat erişiminiz bir elin parmaklarını ancak geçiyor. Bu durum da webstenize hayal ettiğiniz çekişi getirmiyor. Çünkü içerik çok fazla “x markası” kokuyor ya da kullanıcıya günlük hayatında hitap etmeyen cilalı bir mesaj içeriyor olabilir. Burada püf noktası, kitlenizle bağ kurmaktır. Öncelikle Facebook sayfası beğenilerinizi rastgele değil, hedeflediğiniz kitlenin oluşturmasını sağlayın. Sonrasında ise, hedef kitlenizi kişileştirin (Örn: Öğrenci, 22-25 yaşında, Bayan, Orta gelir düzeyi) ve onların anlayabileceği dilden konuşmaya başlayın. Bu, sosyal medyada saman alevi gibi parlayıp sönen hashtag ve trendleri takip etmekle değil, genel anlamda kitlenizi anlamak ve hatta kitlenizden biri olmakla gerçekleşir. Kendinizi, ürününüzün hedeflediği insan yerine koyun ve, “x sayfası ne yayınlasaydı, Facebook duvarımda paylaşmak isterdim?” sorusunu kendinize sorun. Elbette, Facebook üzerinde gerçekleştirdiğiniz bu etkileşimi, websitenizde de sosyal medya butonlarıyla destekleyin. İnsanların beğeneceği ve paylaşacağı içerikler üretin, onlara faydalı olduğunuzu hissettirin.

İpucu : Yarattığınız içerikleri yayınlarken, “bu yazıyı faydalı buldunuz mu? paylaşmaktan çekinmeyin.” ya da “bu haberi arkadaşlarınızla paylaşmak istemez misiniz?” gibi, eylem çağrısı yapan ifadeler kullanın.

3.    Facebook Gönderilerinizi Optimize Edin

Sitenizden bir linki Facebook’a eklemenin birçok yolu var. Bunlardan biri, adresi kopyalayarak durum kutucuğuna yapıştırmak ve Facebook’un adresteki metadata (resim ve içerik özeti) bilgisini çekmesini beklemek. Fakat burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var. Facebook’un içerik paylaşımında standartları vardır ve gönderiniz çekildiği halde iyi görünmüyor olabilir. Potansiyel ziyaretçilerinizin içeriğin kalitesini anlaması için, gönderide fotoğraf yoksa mutlaka eklemeli, varsa da düzgün göründüğünden emin olmalısınız. Yapılan istatistik çalışmalarında, görsel öğe barındıran içeriklerin, diğerlerine göre daha fazla etkileşim yarattığı keşfedilmiştir. Bu özelliği iyi kullandığınızdan emin olun. Bir diğer yol da, sadece fotoğraf paylaşarak, websitenizden aldığınız linki, kısaltılmış halde durum yazısında paylaşmak. Uzmanlara göre bu da, Facebook’un gizli algoritması sayesinde, daha fazla potansiyel ziyaretçinin gönderinizi okumasının yolunu açıyor.

4.    Facebook Sayfanızdaki Tüm Alanları Kullanın

Sayfanızın “Hakkında” kısmını, insanları web sitenizin farklı kısımlarına yönlendirmek için kullanın. Kategorilere bölünmüş bir web siteniz varsa, ön plana çıkarmak istediklerinizi mutlaka ayrı linklerle paylaşın.

Fotoğraf açıklamalarına link ekleyin. Paylaştığınız fotoğraflar ilgi çekici olduğu ölçüde insanlar tarafından görüntülenecek ve sonrasında bakacakları ilk yer fotoğraf açıklaması olacaktır. Merak uyandıran bir görsellik ile, insanların o linke tıklamasını sağlamak da sizin becerinize kalıyor. Son olarak da, kendi profilinizden web sitenize bir link paylaştığınızdan emin olun.

5.    Facebook  Reklamı Yaratın

Malesef, organik erişimin kısıtlandığı yeni Facebook algortiması nedeniyle, reklam vermek eskisinden daha gerekli ve hayati bir hal aldı. Yukarıdakilerin tamamını eksiksiz yapsanız dahi, pazarlama süreciniz başka hiçbir kanaldan desteklenmiyorsa (TV, Radyo, Basın İlanı, Google Reklamı) Facebook’ta da arzu ettiğiniz rakamlara tamamen ücretsiz ulaşmanız, eskisi kadar kolay değil. Web sitenizi iyi ifade ettiğini düşündüğünüz, tanıtım amaçlı bir gönderi yaratabilir, ya da mevcut içeriklerinizden favori olanları seçip “boost” edebilirsiniz.

Facebook kurallarını ihlal etmemek için, paylaştığınız fotoğrafların %20’sinden fazlasının yazı olmamasına dikkat edin. Ücretli içeriğinizin daha fazla tık almasından çok, “daha fazla etkileşime sahip olmasına” dikkat edin. Nihayetinde, reklamınıza tıklayarak sayfanızı ziyaret eden ve 20 saniye sonra terkeden 100 kişidense, gönderinize yorum yapan ve konunuzla ilgili 20 kişi, websitenizi düzenli ziyaret etmek veya ürün/servisinizi satın almak için daha yüksek potansiyele sahiptir. “Ham tıklama” yerine, etkileşime önem verin ve, yorum yapan, fikir belirten ve takip eden gerçek marka hayranlarına ulaşmayı amaçlayın her pazarlama sürecinde.

Sağ kolondaki reklamlardan birini yaratabileceğiniz gibi, direkt olarak haber kaynağında görünür olan reklamları da tercih etmek önemlidir. Böylece görünürlük artar ve “tıklamayan” fakat haber kaynağında reklamınızın görüntülendiği kişiler dahi, markanıza aşina olurlar ve sonraki ilişkileriniz için bir temel oluşur.

Son olarak, web sitenize neden ziyaretçi çekmeye çalıştığınızı bildiğinizden emin olun. Ödeme yaptığınız tüm gönderileriniz, potansiyel müşterinizi ürünlerinizi almaya, ya da servisinizi keşfetmeye yönlendiriyor olmalı. Bunu iyice belirledikten ve bütçenizi oluşturduktan sonra da, ölçümleme yapmalısınız ki, birçok yoldan hangisinin size daha uygun ve az maliyetli olduğunu anlayabilesiniz. Bunu da daha sonraki yazılarımızda paylaşıyor olacağız.

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.